"Tirilye'nin tarihi milattan önceye dayansa da çok yeni bir kasabaydı"
Lozan Mübadilleri Vakfı Mudanya Temsilciliği İcra Kurulu Üyesi Erdoğan Bozdemir:
- Okunma sayısı : 223
- 29.May.2026
- Okuma Süresi 5 Dk.
- Twitter'da Paylaş
ÖZEL RÖPORTAJ
1. BÖLÜM
Mudanya’nın tarihi ve kültürel hafızasında özel bir yere sahip olan Tirilye, yalnızca taş sokakları ve tarihi yapılarıyla değil, geçmişten bugüne taşıdığı insan hikâyeleriyle de dikkat çekiyor. “Mudanya’dan İnsan Manzaraları” söyleşi dizimizin bu bölümünde; Tirilye’de doğup büyüyen, eğitimcilik yaşamı boyunca Türkiye’nin önemli okullarında uzun yıllar görev yapan Lozan Mübadilleri Vakfı Mudanya Temsilciliği İcra Kurulu Üyesi Erdoğan Bozdemir ile bir araya geldik.
Bozdemir, Tamer Başaran ile birlikte dedelerinin cepheden cepheye yıllar süren askerlik hatıralarını "Söz Konusu Vatansa" isimli kitapta topladı. Birkaç bölüm halinde yayınlayacağız özel röportajda Erdoğan Bozdemir ve ailesinin hayat hikayelerini sizlerle paylaşacağız. Tirilye'ye ait bilinmeyen bir çok detayı da bizlerle paylaşan Bozdemir, röportajın bu ilk bölümünde bizleri, ilk ve ortaokulu okuduğu; yarın da müze olarak açılacak Taş Mektep'in 1970'li yıllarına götürüyor.
-Erdoğan bey, Tirilye doğumlu musunuz?
-Nüfuz cüzdanımda Mudanya yazıyor ama Tirilye doğumluyum.
-Nasıl?
- Tirilye’de doğsam da nüfuz cüzdanınızda o dönemde kazanın ismi yani Mudanya yazıyor.
-Kaç yılında doğdunuz?
-1957 yılında.
-İlkokulu Tirilye'de mi okudunuz?
-Ailem, geçmişim hepsi Tirilye'ye dayanır.
1963 senesinde Tirilye'de şu andaki Taş Mektep binasında ilkokul ve ortaokulu tamamladım.
-Taş Mektep o zaman ilkokul muydu?
-Hem ilkokul hem ortaokuldu.
-Bu ilkokul ve ortaokul ne zamandır eğitim veriyor?
-Ortaokulu 1957'de açılmış. İlkokulun eski bir geçmişe sahip.
-Biraz bu okulu anlatın bina. Siz okurken nasıl bir yerdi?
-Güzel bir binaydı. Çok severdik okulumuzu. Gerçi hala Trilye'de doğal gaz yok ama o dönemlerde biz sınıflarda sobayla ısınırdık. Hani çocuklara Amerikan yardımı olarak gelmiş süt tozundan yapılan sütlerin dağıtıldığı dönemler. Ama çok mutlu bir çocukluk geçirdik.
-Hocalarınızdan kimler vardı?
-Ben beş yıl çok sevdiğim Necmettin Naci Gürbüz hocada okudum. Bundan yaklaşık iki ay evvel kendisini kaybettik.
-Mudanyalı mıydı o da?
-Hayır, Erzurumluydu. Eski Köy Enstitüsü mezunu öğretmenlerden... Ama müthiş bir yetenek, hayatımda gördüğüm en güzel mandolin çalan insandı. Ne öğrendiysek ondan öğrendik.
-Nerede vefat etti? Erzurum'da mı yaşıyordu?
-Mudanya'da yaşıyordu. Yaşlanmıştı artık. Maalesef kendisini kaybettik.
-Okulda kaç öğrenci vardı, hatırlıyor musunuz?
-Biz 40 civarı öğrenciydik. Hala arkadaşlıklarımız devam ediyor. Ortaokula belki hepimiz geçmedik. Sonra ortaokulda da çok mutlu bir ortaokul dönemi yaşadık. Türkiye'nin güzel zamanlarıydı, Tirilye'nin zengin zamanlarıydı. İnsanlar zeytincilikten para kazanırdı. Ailelerimiz bizleri kimseye muhtaç etmeden okuttu.
-Diğer kardeşleriniz de okudu mu?
-Tabii biz üç kardeştik, üçümüz de okuduk.
-Okulda kaç öğretmen vardı hatırladığınız kadarıyla?
-Tam olarak hatırlayamıyorum ama ortaokul 5 sınıflı bir ortaokuldu. Yani bu 5 sınıflı bir ortaokul ise müdür dahil 10 civarında öğretmenimizin olduğu bir dönemdi. Ortaokul 130-140 öğrencili iyi bir okuldu. Ama ilkokul büyüktü. İlkokul 450 kişiye kadar çıktığı zamanlar olmuştur.
-İkisi de aynı binada mıydı?
-Aynı binadaydı ama aralarından birbirine geçiş yoktu. Ama bahçeler ve çıkışta aynıydı. Okulun önünde halen mevcut bir oyun alanı vardı. Ortaokul döneminde el becerileri dediğimiz, önemli becerilerin kazandırıldığı bir dönemdi. Örneğin o dönemde yapmış olduğum kitaplarımı ciltlemiştim. Ve hala o ciltli kitaplarımdan kullandıklarım var. 1960'lı yıllardan bahsediyorum. Bize önce cilt tezgahı yapmayı, sonra cilt yapmaya kadar öğretmişlerdi. Çok önemliydi bunlar o dönemler için. Önemli becerilerdi. Tirilye zaten küçük bir kasabaydı. Bizde hayvancılık çok fazla yoktu. Zeytincilik çok fazlaydı hepimiz zeytinliklerde yetişiyorduk. El becerilerimiz zaten ortamın sağladığı imkanlardan dolayı gelişiyordu.
-Öğrencilerin hepsi Tirilyeli miydi yoksa köylerden mi geliyordu?
-Yakın köylerden de gelen vardı. Şöyle, birkaç arkadaşımızın vardı yakın köylerden. Ama onlar da her gün gidip gelmiyorlardı. Aileleri çocukları okusun diye Tirilye'de ev kiralamışlardı; mesela komşumuzda vardı bir tane. Onlar da hep okudular sonra. Yani kim çocuklarını o dönemlerde okuttuysa çok önemli başarılar elde ettiler.
-Hangi yıla kadar o binada eğitim gördünüz?
-1963-1971 yılları arasında.
-Bayramları nasıl kutlardınız. Örneğin 23 Nisanlarda ne yapardınız?
-23 Nisan, 19 Mayıs kutlamaları müthiş güzeldi. Bir, bir buçuk ay evvelinden heyecanı başlar onun. Öğretmenlerimiz bunları çok önemser. O döneme ait özel kıyafetler... Hem 23 Nisan'a hem 19 Mayıs'a hem de 29 Ekim'e özel çok güzel törenler yapılırdı. Ama onun dışında her yıl mutlaka ortaokuldaki, ilkokuldaki öğrenciler, öğretmenlerin rehberliğinde tiyatro gösterileri, dans gösterileri, folklor gösterileri hazırlardı.
-Bu gösterileri nerede yapıyordunuz. Okulun bahçesi küçük bir yer.
-Maalesef şu anda kullanılmayan bir futbol sahasında yapılırdı. Orada çok güzel törenler yapılırdı. Bunlar bütün Tirilye'yi bir araya getiren etkinliklerdi. O zamanlar televizyon falan yoktu. İnsanları bir araya getirecek etkinlikler o dönemlerde daha önemliydi. Yardımlaşma hat safhadaydı. T
-İnsanları bir araya getirecek bu gibi törenler o dönemlerde neden önemliydi?
-Tirilye'nin çok önemli özellikleri de vardır. Tirilye'nin tarihi milattan önce 5. yüzyıla dayansa da aslında yeni bir kasabadır.
-Nasıl yeni bir kasabadır?
-Cumhuriyet'in başlangıcında mübadeleden önce yüzde 75'i Rum, yüzde 25'i Türk olan bir kasaba. Yüzde 25 dediğimiz de zaten 30-40 hane Türk'ün yaşadığı bir kasabaydı. Rumlar gittikten sonra kasaba tamamen boşalmıştı. Dolayısıyla kasabaya dışarıdan çok sayıda göçmen gelmişti. Aslında Tirilye bir göçmen kasabası oluvermişti. Bu sosyolojik açıdan çok karışık bir durum arz ediyordu. Dillerini anlayamadıkları, gelenek görenekleri farklı olan insanlar bir araya gelmiş kasabada. Siyasi konjektür, Giritli, Makedonyalı, Arnavut, Bulgaristan göçmenleri bir araya getirmişti. Tabii bir de kasabanın yerlileri vardı. Hepsinin kültürü farklıydı. Hemen hemen hepsi birbirinin dilini anlamıyordu. Farklı meslek gruplarına mensup insanlardı bu insalar. Zanaatkarlar, çiftçiler vardı içlerinde. Büyük kısmı maalesef oradan buraya gelirken hiç okul görmemişlerdi. Kasabadaki okur yazar oranı çok düşüktü. İşte bu insanları bir arada tutma noktasında biraz önce bahsettiğim bayram ve okul etkinlikleri önemli rol oynuyordu. Biz bunları son dönemlerini yaşamış insanlardık.
Habere 0 Yorum Yapılmış
Habere Yorum Yap
Geçmişe yolculuğun yeni başkenti: Tirilye
Lozan Mübadilleri Vakfı Mudanya Temsilciliği İcra Kurulu Üyesi Erdoğan Bozdemir:
“Diş Hekimliği Anadolu Bahar Sempozyumu”