DOLAR 20.00 %0.09
EURO 00,00 %0.09
G.ALTIN 00,00 %0.09
CUM. ALTIN 00,00 %0.09
BİLEZİK 00,00 %0.09

Tirilye’den New York Limanı’na zeytinyağı giderdi

Erdoğan Bozdemir ile Özel Röportaj - 5

ÖZEL RÖPORTAJ

5. BÖLÜM

MUDANYA BÜLTENİ - Lozan Mübadilleri Vakfı Mudanya Temsilciliği İcra Kurulu Üyesi Erdoğan Bozdemir, Tirilye’nin bilinmeyen yönlerini konuşmaya devam ediyoruz. Duayen eğitimci ile yaptığımız seri röportajın bu beşinci bölümünde Tirilye’nin Cumhuriyet öncesi iktisadi yapısına dair önemi bilgiler öğreniyoruz. 18. Yüzyıl sonları ve 19. Yüzyıl başlarında canlı bir ekonomik hayata sahip Tirilye’yi anlatan Bozdemir, bu küçük kasabadan Kuzey Afrika’ya hatta New York’a ihracat yapıldığına dikkat çekiyor.

-Tirilye Cumhuriyet öncesinde küçük ancak ekonomisi güçlü bir yerleşim yeri değil mi?

-Evet. Tirilye'de Cumhuriyet kurulmadan önceki dönemde, Tirilye'nin yüzde 75-80'i Rumlardan oluşuyor. Türk aile 40 civarı… Müslümanlar diyorlar o dönemde… Burası Rum ağırlıklı bir kasaba. Onların içinde de iş adamı statüsünde bir sürü insan var. Bunlardan en büyüklerinden biri Kaptan Filipos… Kaptan Filip diye biliyor. O dönemde onun birkaç tane gemisi var. Kitaplarda Tirilye Limanı’ndan bahsediliyor. Bugün kü Tirilye Limanı 1976-77'lerden sonra oluştu. Tirilye'de liman falan yoktu. O da balıkçı barınağı amaçlı yapılmış bir limandır. Trilye'nin ön tarafında bir liman olmadığı için gemiler açıkta dururdu. Tirilye'nin içinde küçük bir iskele var.

Ürünler mallar, o iskeleden mavnalarla gemilere taşınarak gidermiş. Deniz ticareti çok yoğun yalnız.

ARMUTLULAR TİRİLYE’YE PAZARA GELİRDİ

-Neden çok yoğun?

-Tam karşımızda biliyorsunuz Gemlik’in köyleri sayılan Armutlu, Fıstıklı var. Arka taraftan da Yalova'ya geçiyor bölge. O tarihlerde o yerleşim yerlerinin hiçbirinin yolu falan yok. Gemlik’e karadan ulaşım dahi yok. Ancak bir patikayla falan gidiliyor. O kasabaların ulaşımı genellikle denizden sağlanıyor. Tirilye o yüzden Armutlu için çok iyi bir çıkış noktası. Mesela Armutlular Cuma günleri Tirilye'nin pazarı olurdu. Armutlular buraya pazara gelirlermiş.

-Peki Kaptan Filipos ne yaparmış?

-Rumlar döneminde ise Filipos'un gemileriyle buradan İstanbul'a, Selanik'e, Libya'ya, Kahire'ye sürekli ulaşım varmış.

-Ticaret mi yapılıyormuş?

-Mal götürüyorlar. Zeytin, zeytinyağı, şarap, hatta ondan önceki dönemde ise şap. Şap, biliyorsunuz, dericilikte falan çok lazım olan bir malzeme.

-Şap o kadar önemli…

-Evet evet Tirilye, Romalılar döneminde de şap için çok önemli bir yermiş. Tirilye Limanı diye bahsettikleri yer aslında bizim Kapanca diye bahsettiğimiz yer. Kapanca'nın ismi de milattan öncede önemli bir nokta. Ketendere bölgesi, Yalıçiftlik köyünün altındaki Ketendere bölgesi, Esence, Eşkel köyü bölgesi önemli yerleşim yerleri. Kalıntılar her üç yerde de şu anda mevcut.

-Kısacası Trilye'den Kuzey Afrika'ya kadar ihracat yapılıyormuş.

-Aynen, aynen… Hatta Kaptan Filipos, Amerika'ya, New York'a bile buradan mal taşırmış.

-New York limanına mı?

-Evet evet  Atlas Okyanusu'nu geçen gemileri varmış. O kadar büyük gemileri varmış.

-Bildiğimiz bir armatör Kaptan Filipos…

-Evet ciddi bir armatör. Ve Kaptan Filipos en sonunda gemileriyle buradaki Rumları Yunanistan’a taşımış.

-Kurtuluş Savaşı’nda mı?

-Kurtuluş Savaşı'ndan önce de Rumları taşımaya başlamış. Aslında buradaki Rumların hareketlenmesi Balkan Savaşı'na kadar iniyor. Yani 1922'de Yunanlılar burasını terk etmişler ama ondan önce de 1910'lu yıllarda da yavaş yavaş gidişler başlamış. Buradan Rumlar gidiyor. Kaptan Filippos genellikle Yunanistan'a ve Girit tarafına adalara buradan Tirilyeli Rumları taşımış. En sonunda 1922 yılında son kalanları buradan almış. Hatta şöyle bir hikaye vardır ki giderken buradan bir miktar Türk aileyi de almışlar yanına alıp götürmüş. 3-5-10 aile her neyse tam olarak sayıyı bilmiyoruz. Onları da götürmüş. Ha bu arada Tirilye'de kalan yok mu Rumlardan? Rum aile olarak kalan yok ama Türklerle de iyi kötü ilişkiler başlamış. Evlilik yapan kızlar, oğlanlar falan olmuş. Bizim çocukluğumuzda falanca kişinin babaannesi veya dedesi Rum’dur denilen kişiler vardı. Biz onları hiçbir zaman kendimizden farklı görmezdik. Onlar da zaten belli bile olmazdı. İsimleri Türk isimleri olduğu için.

Aslında buraya gelen diğer göçmenler de ciddi sosyolojik sorunlar yaşamış. Özellikle bizim bölgemizden; Makedonya'dan hatta Girit'ten gelen göçmenler çok önemli problemler yaşamışlar.

-Neden?

-Yaşanmasının nedeni şu: Girit'te, Mudanya'ya, Ayvalık'a, buraya, Urla'ya çok fazla Giritli gelmiş. Bu gelen Giritliler Türkçe çok bilmiyorlar. Dil problemi var. Bunların büyük bir kısmında okuma yazma problemi var. Okuma yazma da bilmezlermiş. Ama sonuçta buralara gelmişler, yerleşmişler. Bu çeşitli sosyolojik problemlere yol açmış.

-Tekrar Filipos’a dönersek Kurtuluş Savaşı döneminde buradan Rumları götürürken Türk aileleri neden yanında götürmüş?

-Filippos buradan aldığı Türkleri ne amaçla aldığı tam olarak bilinmiyor. Söylentiye göre o dönemlerde Kurtuluş Savaşı dönemlerinde Tirilyeli Türk gençler bu yakınlardaki dağlara çıkmış. Düşmana karşı savunma yapmak için çeşitli gruplar oluşturmuş. Onlarda Tirilye’deki halka pek fazla eziyet ve saldırı yok. Ancak Çerkez Ethem’e bağlı grupların Tirilye'ye kadar geldikleri insanlardan zorla para, erzak almak için birtakım baskılar yaptıkları konusunda anlatılanlar var. Tabi bu arada aynı zamanda Rum çeteler de var. Yani Tirilye’de Rumlar bizim buradaki Türklere bir baskı yapmıyor ama dağlarda Rum çeteler oluşmuş. O Rum çetelerden kaynaklanan birtakım güvenlik problemleri var. Bu nedenle Tirilyeli gençler de onlara karşı savaşmak üzere bu dağlara çıkmışlar.

Dediğim gibi Filipos birkaç Türk aileyi de Rumlarla birlikte gemiye almış. Yunanistan'a giden gemilerin rotası genellikle Mudanya'dan, Tirilye'den, Tekirdağ'a oluyor. Tekirdağ Limanı’na yanaşıyorlar. O zamanlar artık Trakya'da Türk kuvvetleri hakim olmaya başlamış. Yapılan kontrollerde aralarında Türk ailelerin bulunduğunu görmüşler ve onları gemiden indirmişler.

-O Türk aileler neden binmişler Filipos’un gemisine?

-Filipos’un bu Türk aileleri hangi amaçla bu gemiye bindirdiği konusunda çeşitli söylentiler var. Kimisine göre onları çok sevdikleri için burada zarar görmemeleri için Çerkez Ethem kuvvetlerinden korumak için güvenlik amaçlı onları yanlarına alıyorlar. Bazılarına göre ise Filipos kendini garantiye almak için Türkleri yanına aldı. Ve daha sonra da Tekirdağ'da onları bir bakıma sattı. Tabii bunlar söylendi.

-O Türk ailelere ne olmuş sonra?

-O aileler, Tekirdağ'dan yürüyerek Tirilye'ye 3 ay sonra gelebilmiş. Evet bütün Marmara civarını dolaşarak Tirilye’ye gelmişler.

-Müthiş hikayeler bunlar…

Habere 0 Yorum Yapılmış

Habere Yorum Yap

© BURSA BÜLTENİ 16. Tüm Hakları Saklıdır. Haberlerimiz Kaynak Gösterilerek Kullanılabilir